Ekimden üç hafta sonra yastığında kısa teller görmeye başlayan bir hasta, ilk anda işlemin başarısız olduğundan korkar. Banyoda aynaya baktığında ekilen alanın neredeyse işlem öncesi kadar seyreldiğini fark eder ve endişelenir.

Kaygıyla ekibi aradığında, bu durumun şok dökülme olduğu ve köklerin derinin altında canlılığını koruduğu anlatılır. Yine de bir kontrol randevusu verilir ve saçlı derisi incelenir.
Muayenede enfeksiyon belirtisi görülmez. Hekim, ekim alanının çevresindeki kendi saçlarında da hafif bir incelme olduğunu, bunun da çoğunlukla geçici olduğunu açıklar. Hastaya yıkama düzenini değiştirmemesi söylenir.
İkinci ve üçüncü aylar sabır gerektirir. Hasta her gün aynaya bakmak yerine ayda bir aynı ışıkta fotoğraf çekmeye karar verir ve böylece küçük değişimleri daha sakin değerlendirir.
Dördüncü ayda ince, açık renkli teller belirmeye başlar. Altıncı aya gelindiğinde ön bölgedeki yoğunluk belirgin biçimde artmıştır ve dökülen kendi saçlarının da büyük kısmı geri gelmiştir.
Bu hikâye pek çok kişinin yaşadığı seyre benzese de her sürecin kendi hızı vardır. Dökülmeyle birlikte ağrı, akıntı ya da yayılan kızarıklık görülürse beklemek yerine muayeneye gitmek gerekir.

Bir yanıt yazın